Demo Bilgi

Demo Bilgi

Hazır Yazılar
Ana Sayfa Entresan Bilgiler 18 Haziran 2017 160 Görüntüleme

Titreşim Frekanslarının Hayatımızdaki Etkisi

Bundan yirmi sene evvel size evrenin gerçekte çok büyükte bir titreşim bulunduğu söylenseydi, ufak evren insanın da etrafındaki her şeyle eş güdümlü her an titreşmekte bulunduğunu ve yaşamın sırrının titreşimlerde gizli bulunduğu söylenseydi ne düşünürdünüz?

Nikola Tesla titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü

Muhtemelen bu söylenilenlere çok çok mana veremez ve üstünde de çok durmazdınız. Çünkü o vakitler titreşimlerin bu derece mühim bulunduğu insanlık doğrulusunda bilinmiyordu. Gerçi hala da tam olarak bilindiği söylenemez… Halbuki bundan 100 sene evvel Nikola Tesla kendi buluşu olan deprem makinesini anlatırken şu sözleri söylemişti: “Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir vakit içersinde East River’a indirebilirdim.” Tesla frekansların yani titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü. Tesla’ya göre evren çok büyükte bir titreşimdi ve hepimiz bu titreşimin ufak birer yansımasıydık. Ya da diğer bir söyleyişle evren bir gitar, bizler de onun telleriyiz ve diğer bütün tellerle eş güdümlü her an titreşiyoruz. Bilim adamları yüzsenelardır bu şarkıyı manalandırmaya çalışıyorlar ve sonucunda notaları keşfettiler. Şimdi de gitarın tellerini koparmadan melodiyi çözmeye çalışıyorlar… Bu yazıda melodiye ait birkaç sol anahtarı vermeye çalışacağız.

Saniyede 10 bin kez süratle titreşen canlıları göremiyoruz

Her şeyin özü enerjidir. Kütle, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Düşünce enerjidir. Enerji sık sık titreşerek bir salınım oluşturur. Bizler de insanoğlu olarak sık sık titreşen enerjileriz. Titreşim seviyemiz düşük bulunduğu için yeryüzünde çökeltilmiş şekilde yani kütle, beden olarak yaşamlarımızı devam ettiriyoruz. Bizim titreşimimize ideal şekilde titreşen enerjileri de kendi titreşim dünyamızda kütle olarak görebiliyoruz (diğer insanlar, hayvanlar, masa, sandalye ve obleler vs.) İnsan gövdesinin natural titreşim seviyesi saniyede ortalama 300 titreşimdir.

Dünya işleriyle çokca alakalı olan insanlar bu titreşimin altındadırlar. Frekans yani titreşim seviyesi arttıkça bireylerin doğaüstü güçleri de artmaktadır. Şifa verme gücüne sahip olan bireylerin titreşim düzeyleri saniyede ortalama 500 titreşimdir. 800 titreşim civarına gelindiğindeyse medyumik güçler meydana çıkar. 1000 titreşimin üstünde telepati kanalı gayet kesintisiz şekilde açıktır. Saniyede 10 bin titreşim orantısındaki insan astral seyahat yapılabilir konuma gelir.

Bu tıpkı bir gitarın tellerinin titreşmesi gibidir. Gitarın telini oynattığınızda evvel süratle titreşir, teli göremezsiniz. Sonra titreşim azalmaya başlar ve tel görünür duruma gelir. Bizler de şu anda saniyede 300 titreşimle birbirimizi görebiliyoruz ama saniyede 10 bin kez süratle titreşen canlıları göremiyoruz. Onları ebat üstü varlıklar olarak adlandırıyoruz. İçimizden pek azımız yani medyum diye tabir ettiğimiz şahıslar onlarla ilişkiye geçebiliyor. Arada sırada kanal olarak da onlardan gelen verileri aldıklarını iddia edebiliyorlar. Bu bireylerin bir kısmı şizofren hastası, bir kısmı dolandırıcı olabilir ama titreşim civarını saniyede 10 binin çok üstüne çıkartıp vakit mekan mefhumunu aşan insanların da var bulunduğu biliniyor.

Çok büyük kahinler bu frekans orantısında oldukları için söyledikleri pek çok şey doğru çıkmaktadır. Duru görü yapan medyumlar kaybolan eşyaları bu şekilde bulabilmektedir. Şifacılar tek bir dokunuşla hastanın hasar görmüş olan organına en ideal frekansı sunarak onu iyileştirebilmektedir. Şifacı ya da bioenerji uzmanı olarak tabir ettiğimiz bireylerin gerçekleştirdikleri şey özünde kendileri vasıtalarıyla hastaya doğru frekansları vermektir.

Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları tedavi etmek mümkün!

Her organın kendisine özgü titreşimi vardır. Bedenin titreşiminin dışında organlar da kendi aralarında değişik süratlerde titreşirler. Mesela kalbin titreşim süratiyle böbreğinki aynı değildir. Böbrek bozukluk yaptığında bu aynı vakitte onun titreşiminde bir problem bulunduğu manasına gelir. Bir insanı kalbine iyi gelmeyecek titreşimlere maruz bırakırsanız o birey kalp krizi geçirip ölebilir. Bu şekilde uzaktan suikastların yapılması bile teoride mümkündür. Doğru titreşim yaşam kurtardığı gibi hatalı titreşim de can alır. Dozer kullanıcıları, asfalt delici vibrasyon cihazlarını kullanan bireylerin kalp krizi geçirip ölmeleri ya da uzun vadede detaylı hastalıklara yakalanmaları olasıdır. Çünkü bu cihazlar çok kuvvetli titreşimlere sahip oldukları için bedenin titreşimini bozmaktadır. Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları da tedavi etmek mümkündür.

Her titreşimin ölçüsü bir frekans değeriyle hesaplanır. Farklı titreşimlerin değişik frekansları vardır. Bir titreşimin ne tür bir titreşim bulunduğunu frekans değerleriyle ölçeriz. Frekans teknolojisi bugünümüzde kısmen de olsa tıpta kullanılıyor fakat gün ileriki pek çok hastalığın tedavisi frekanslarla yapılabilecek. Her hastalığa ideal frekans bulunacak ve hasta birey o frekans ortamına sokularak tedavi edilecek. O gün geldiği vakit çağdaş tıp ile seçenek tıp birleşmiş olacak. Esasında bu tanınan bir şey ama hala hastalıkların çaresini ilaçlarda arayıp duruyoruz ve bu hal ilaç sektörünün çok işine yarıyor. Plasebo tesiri bile gerçekte frekansların değişmesiyle alakalı. İnanmak denilen şey, hastanın hastalığa karşı tutumu değişince frekansının da değişmesi ve hastalığın bundan sonra o frekansta kendisine yer bulamamasından diğer bir şey değil. Birinin elini tuttuğunuzda bedeniniz otomatik olarak onun frekansına ayarlanıyor. O durumda kimin elinden tuttuğunuza ilgi edin zira şayet onun manyetik kısmı sizinkinden daha kuvvetliyse sizi kendi frekansına çekebilir ve o frekans gerçekte size yaramayan bir frekans olabilir.

İlişkilerde de asıl problem doğru frekansı bulabilmekte…

Frekans teknolojisi süratle ilerlemeye devam ediyor. İleride öyle günler ileriki ki, şahıslar eş seçimini yapar iken yalnızca kan uyuşmazlığına değil frekans uyuşmazlığına da bakacaklar. Bu şekilde kimin kiminle anlaşamayacağı net bir şekilde bilinebilecek. İyi başlayıp kötü giden ilişkilerin de nedeni frekansların değişmesi gerçekte. On senedir eş güdümlü bulunduğunuz biriyle bundan sonra anlaşamıyorsunuz zira ikiniz de on sene evvelki frekanslarınızda değilsiniz bundan sonra ve bugün çok değişik iki frekansta yaşıyorsunuz yaşamı.

Kısmet diye tanımladığımız şey de frekanslarla son derece ilintilidir. Dünyanın iki ayrı ucunda da olsa en doğru frekanslar her vakit birbirlerini buluyor. Tıpkı göçmen kuşların yollarını bulması gibi dünyanın manyetik haritasında hepimizin ayarlı bulunduğu bir frekans var ve kendimize en ideal frekansı bir göçmen kuş edasıyla buluyoruz. Arada sırada de bulamıyoruz. İşte o vakit yaşamımızda problemlar meydana çıkıyor. Bizimkinden daha kuvvetli bir frekansın tesirine girdiğimizde kendi manyetik kısmımızdan kopuyoruz ve kendimizi kötü giden bir evliliğin içersinde ya da istemediğimiz bir işi yapar iken bulabiliyoruz. İşte bütün bunların nedeni hatalı frekanslar… İlişkilerde de asıl problem doğru frekansı bulabilmekte.

Herkesin kendisine en ideal titreşimi bulma potansiyeli vardır. Kendimizi dinlemek diye ifade ettiğimiz bireyin bir karar vermeden evvel içe dönme olayı de budur gerçekte. Kendimizi dinlediğimizde titreşimlerimizi de fark ediyoruz ve titreşimler iç ses olarak bizim için neyin iyi ve doğru olacağını bize söylüyor. Bir oran derin düşünme ve yalnız kalmak kendimizi yani titreşimlerimizi kavramak için yeterlidir. Yeter ki kendimize bu fırsatı verelim…

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Doğum günü pastası | Pasta Siparişi