Demo Bilgi

Demo Bilgi

Hazır Yazılar
Ana Sayfa Kişisel Gelişim 19 Haziran 2017 206 Görüntüleme

Gözümüzün Önündeki Gizemler ve Sırlar

En zor tespit edilen sır genelde gözümüzün önünde durur. Onu görmek için gereksiniminiz olan kendinizi geliştirmektir.

Simyacılar uzun seneler altın gerçekleştirme için uğraşıp durmuşlardır. Fakat anlıyoruz ki senelerce boş yere çaba göstermişler. Bilim insanları altın elementinin oluşması için gereken enerjinin fakat iki süper novanın çarpışması ile meydana çıkabileceğini söylüyor. Enerji kaynağımız olan güneşimiz, Hidrojeni nükleer füzyon tepkileri ile Helyuma çevirebiliyor. Süpernovaya dönüşmek için de kütlesi yetersiz. Yani güneş sistemimizde altın üretmenin bir yolu bulunmuyor.

Simyacılar pek çok keşif yapmış. Bunlardan birisi Sülfirik Asit. Diğer adı ile vitriol. Vitriol öylesine bir sözcük değil. Bir kısaltma. Latince “visita interiora tellus rectifacando invenies occultum lapidem” cümlesinin baş harflerinden meydana gelen bir sözcük. “Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) saklı taşı (felsefe taşı’nı) bulacaksın.” İlk başta bir simya fonksiyonu tanımı gibi görünse de gerçekte o devresinin şahsi gelişim sembolizması denilebilir. Çünkü simyacıların altın konusundaki bitmez tükenmez gibi görülen çabalarının altında, felsefe üstüne de baş yormuş olduklarını biliyoruz. Bu bağlamda, “her ne arıyorsan uzaklara değil, kendi içine bak, onun için her ne arıyorsan, orada bulacaksın aradığını” anlamındadır.

O dönemlerde bilgi o kadar değerlidir ki ona sahip olabilmek çok mühimdir. Simyacılar Altını üretmenin yolunu bulamamış olsalar da, kendilerini geliştirmenin ve felsefe ile benliklerini yüceltmenin yolunu bulmuşlardır. İşin garip yanı, bu yolculuk bitmek bilmez. Hatta insanoğlu “gerçeği” nesiller boyu arayıp durur.

Aslında medeniyetin gelişmesi de nesiller boyu edinilen bilginin üst üste konması ve aktarılması ile olası olmuştur. En azından, bundan sonra kıtalar arası yolculuk gerçekleştirme için gemi ya da uçak buluş etmemiz gerekmiyor. Bizden evvel bunu yapmış olan insanların mirasları vasıtası ile bir bilet alabilmek yetiyor. Hani klişe bir laf bulunmaktadır “bilgi paylaşa, paylaşa büyür” diye. Son derece doğrudur. Sorun, bugünümüzde bu bilgi mirasının basitçe ulaşılabilir olmasına karşın, bütün insanlığın halen bu bilgiye erişmesi ve ondan yararlanabilmesi, üstüne yeni bulgular eklemesi için engellerin bulunmasındadır.

Eğitim, bu bulguyu nerede bulabileceğimizi, onu nasıl kullanabileceğimizi ve bilginin doğruluğunu sorgulamayı öğretmelidir. Bilgiyi geliştirmenin ve gerçeği bulmanın önünde duran dogmalar fakat bu şekilde engel olmaktan çıkabilecektir.

Cehalet sizin bir kalıba girip, orada mutlu (?) yaşamanızı sağlayabilir. Fakat, medeniyetin bilgi birikiminden uzaklaşmak, bizi yalnızca vahşi hayvanların civarına geriletir.

Kendini tanımak için bilgi birikimi mühim ve lüzumludur, fakat yeterli değildir. Hatta Vitriol’ün ifade ettiği gibi “içinize bakmak” da aradığınızı bulmanıza yetmeyebilir. Aradığınız, orada olmalıdır. Ya da ne aradığınızı bilmeniz lazımdır. Ne aradığını bilmeden, onu bulduğunuzda aradığınızın o olduğunu nasıl farkına varabilirsiniz?

Gerçeği arayın ve bunun için lüzumlu donanımları da hayatınız süresince edinin. Belki, bir gün onu bulamasanız bile bıraktığınız yerden meşaleyi devralan bir diğer insan onu bulabilir.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Doğum günü pastası | Pasta Siparişi